Bu Blogda Ara

27 Kasım 2010 Cumartesi

KAANİŞKO'NUN BALIĞI



24 Kasım 2010 Çarşamba

İZMİR'DE BAYRAMM


Bayramda İzmir'e gitme kararı gitmekten daha zor bi süreçti aslında.Yok eşimin bayramda çalışma durumu,aman kurban kesilecek nasıl yapsak derken,benim ısrarla gitme tutkum...Hem gitmek istiyorsun,hem de gittiğine değmesini.Bayramın 2.gününün sabahı ani bir kararla yola çıkabilmiştik,hem de 3 gece 2 günlüğüne.Canım kocam benim,üzülmeme dayanamaz,tabii karşılıklı bende onu üzüldüğünü görünce dayanamam:)
Yolculuğumuz lastiğimizin inik olduğunu farkedip,açık lastikçi bulma olayımız dışında çok çok iyi geçti.Kaan araba koltuğunda biz önde gayet güzel.Bebeklikten beri koltukta oturduğu içi uzun yolda bile kemeri takılı oturabiliyor.Uyku sonrası bir tek atlet değiştirmek için yanına geçtim,ardından yerime geçmemi istedi zaten.Evet arka koltuk oğlumun yeri.Çok fazla inatlaşmadan pes etmemek ve olayları kavrayabildiği anda polisle konuşturmak.Biz öyle yaptık.Yani 2 yaş civarı yolda giderken polislerin yanında durup oğlumuzla kemer takma konusunda ürkütmeden konuşmasını istedik.Bence etkili oldu her kemeri açma konusunda polis amcaların dediklerini hatırlattık.

İzmir'in girişi çok etkiler beni,fotoğrafladım hatta.Yaşamamız gereken şehrin bu şehir olduğunu düşünmeden edemedim.24 yıllık bir geçmişimi ve sevdiklerimi barındırıyor bu şehir.Anneanne ve dede çıldırdı tabii,bayramda seyranda yanlarında torununu çocuklarını istemeleri en doğal hakları.Bizim bütün akrabalar İzmir'de olduğu için gittiğimiz kapılar saymakla bitmez,kalacak günümüz olsa daha da bayramlaşma devam eder durur.Bu kadar çok kapı olunca,paraları topladı da topladı oğlum.El öpmeye gelince öper mi benim inatçı keçim,ha bi dedeciğinin elini öptü o kadar.Dede aşkı Kaan'da hat safhada.Gittiğmiz ilk akşam,dedesiyle başbaşa kalmak için odaya kimseyi almak istememek,gece dedeme gidicem dediği için sabahı zor etmek,babasının arabasıyla değil,dedesinin arabasıyla bir yerlere gitmek,annesi ve babası geliyor mu diye hiç arkasına bile bakmamak,gece olunca ilk başta dedesiyle yatıp,dedesiyle yatmak istediğini söylemek,koltukta otururken dedesinin içine sokulmak.....Abartı yok durum bu.Dede mest durumunda tabii.Dönüş zor oldu belki ama gittiğimize bence değdi.Bayramı bayram tadında geçirdi kuzum...Sağlık problemi olmadan da dönünce daha da bi içime sindi.Torunları ve çocuklarıyla yanında olduğu için annem ve babamın,OĞLUMUN gülen gözlerini görmek tarifsiz.Artı bi de İzmir gecelerini yaşadığımız,yok böyle şehir dedirten havasıyla kendime gelmem de cabasıı...Bu kadar çok rengi,karmaşıklığı özgürce barındırabilen Türkiye de başka şehir yok gibi geliyor.....




22 Kasım 2010 Pazartesi

HAYVANAT BAHÇESİNİ ZİYARET













15 Kasım 2010 Pazartesi

İYİKİ DOĞDUN EYLÜLCÜK...